dünya su günü
Genel

Yarın Oldukça Geç Olmadan!

Ben şimdi on dört yaşlarında sekizinci derslik öğrencisiyim. Bundan dört beş yıl ilkin parklarda şırıl şırıl akan havuzlar, bahçeleri olan evler ve ağaçlarla dolu piknik alanları vardı. Aradan oldukca vakit geçmedi. Artık bu saydıklarım birer birer azalmaya başladı. Deposu su olan tüm bunların vakit ve biz insanların sorumsuzluğuna yenilip birer birer yok olmasından korkuyorum.

Korkuyorum !

Dünyamızın su kıtlığı yaşamasından, küresel ısınmadan, nükleer denemelerin çevreye zarar vermesinden korkuyorum. Korkularımın çaresizliğe, pişmanlığa dönüşmesinden korkuyorum. Annelerimizin dedelerimizin anlattığı mutlu sonla biten masalların, bizim çocuklarımıza anlatacağımız bu dünya masalının, sonunun mutsuzlukla bitmesinden korkuyorum.

Biz saatlerce duşun altında kalmış olarak keyif yapıyoruz, yazın denizlerde yüzüyoruz, musluklarımızı açınca şakır şakır sular akıyor. Kana kana doyasıya içiyoruz suyumuzu. Tüm bu tarz şeyleri, bu güzellikleri evlatlarımızın, torunlarımızın yaşayamayacağını düşünmekten bile korkuyorum.

Çevreyi bilgisizce kirletip, dünyanın yaşanılmaz bir hale gelmesinden görevli bir neslin ferdi olmaktan korkuyorum.

Biliyorum ki, bu şekilde hesapsızca kullanmaya devam edersek bu organik kaynağımız, su kıtlığı yaşayacağımız günler oldukca uzak değil! Gelecekte, yeterince su içemediği için böbreklerini kaybedecek olan insanoğlu olmasından korkuyorum. Musluklardan yaşam kaynağımız akmadığından, duş alamayan insanların mineral yağlı havlularla temizlenmesini düşünmekten korkuyorum. Çevrecilerin ve belediyelerin yaşam kaynağımızı hesaplı kullanmamız gerektiği mevzusundaki ikazlarına kulaklarımızı tıkadığımızda; tüm göl, dere, baraj ve su yataklarının koruyacağı gerçeğinden korkuyorum.

Biliyorum!

Şimdilerde altın, mücevher, para için soygun yapılırken, eğer tedbir almazsak, suyun altın ve elmastan daha kıymetli olup, eli silahlı haydutların bir bardak su için insan katliamlarına yol açacaklarını biliyorum.

Ozon tabakasının delinmesi sonucu oluşacak olan su kıtlığı sebebiyle, insanların değişime uğrayıp değişik bir insan türüne dönüşeceğini biliyorum.

İşte tüm bu korkularımda haklı çıkarsam, onun organik bir kaynak bulunduğunu ve üretilmesinin imkânsız bulunduğunu biliyorum. Yaşam pınarımız olmayınca, tabiat da bundan nasibini alacak, solunum edecek hava da olmayacak yaşam da! … Bu tarz şeyleri da biliyorum.

İstiyorum!

Çocuklarıma, torunlarıma gençliğimden, yaşadığım zamandan bahsederken, onların da, dünyanın bu güzellikleri yaşamasını isterim. Yeşil tarlaları, rengarenk çiçekleri, şınl şınl akan pınarları, balık avlamanın ve yüzmenin zevkini, doyasıya su içmenin oldukca güzel bir duygu bulunduğunu onların da bilmesini, yaşamasını isterim.

Çocuklarım ve torunlarım bana dünyanın niçin susuz kaldığım sorduğunda, onların yüzüne utanarak bakmak istemiyorum. Şundan dolayı, eğer haklı çıkarsam, bizim hatalarımızın bedeli olacak tüm bunlar. Bu bedeli ödeyecek olanlar da, onlar… Doğrusu bizim çocuklarımız… Ben bizlerden sonraki neslin genç yaşta ölüme yenik düşmesinden korkuyorum.

Beni en oldukca ne korkutuyor, biliyor musunuz? Yeryüzündeki bu tabiat tahribatının dönüşü olmayan bir düzeye varıp, insan neslinin ve dünyanın yok olması beni korkutan…

İşte, bunun için de, dönüşü olmayan bir yola girmeden ilkin, tüm bu tarz şeyleri insanlığa anlatalım, gösterelim. Daha zamanımız varken bu ikazları kulak ardı etmeyelim, tüm uyanları dinleyelim.

Ne olur! Su kıtlığı ile mücadelede milletçe elde verelim.

Yarın oldukca geç olmadan!

 

Hayata Tat Veren Su yazımız da ilginizi çekebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir