DENEMELER

Mükemmeliyetçilik – Yaşamı Zindan Etmek

Merhaba dostlar. Bugün sizlere kendimde düzeltmeye çalıştığım sadece bir türlü başaramadığım fena bir huyumdan söz etmek isterim. Mükemmeliyetçilik ve bunun sonucunda arkamda bir sürü kırık kalp bırakmak. Aslen bu durum kendimi  muhteşem hissettiğimden kaynaklanmıyor. Kendime hata yapma hakkı vermediğimden aynı şeyleri başkalarına da yapmış olmamdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum.

Mükemmeliyetçilik kelimesinin bile “mükemmelliyet” şeklinde yazıldığını sanıyordum. Hata yaptığımı anlayınca bu kelimeyi şimdiye kadar ne kadar oldukça yanlış kullanmışım diye kendime kızdım. Bu şeklinde kelime hatalarının başkaları tarafınca yapılması, yanlış söyleniş şeklinde hataları derhal düzeltme ihtiyacı hissediyorum. Kimi zaman kendimi tutuyorum fakat gene de içim içimi kemirmeye devam ediyor.

Aslen insanlara yakın olmak, hoş görülü olmak devamlı yapmak istediğim içimden gelen insancıl duygular. Günlük hayatta, aileme, sokakta ya da iş yerimde gereksinim duyan insanlara destek olmak, yardım etmek oldukça hoşuma gider. Elimden geliyorsa sonuna kadar destek olmayı isterim. Fakat sanki bunun karşılığında da insanların, konuşmalarından, oturup kalkmalarına, bir birlerine ve bana olan davranışlarına dikkat etmeleri zorunda oldukları şeklinde bir sonuca varırım.

Mükemmeliyetçilik En Fazlaca Kişinin Kendine Zarar

Daha ilkin bir yazıda mükemmeliyetçi insanların başkalarından oldukça kendilerine zarar verdiklerini okumuştum. Bu durumdan dolayı adına ister tedavi diyelim ister terapi diyelim bir uzman yardımına gerekseme duydukları da yazıyordu. Şimdiye kadar hep kendime verdiğim telkinlerle yönetim etmeye çalıştım. Sadece bilhassa çocuklarıma ve eşime yaptığım haksızlıkları düşününce doğru olanın ustalaşmış bir yardım almak bulunduğunu düşünüyorum.

Bir öğretmen olarak öğrencilerimden her şeyi muhteşem yapmalarını beklediğim zamanlar oldu. Derse girmeden ilkin beni sınıflarında, sıralarında oturarak beklemelerini, ders vasıta gereçlerini devamlı eksiksiz getirmelerini, bir birlerine argo kelimeler kullanmamalarını, kaba el-kol şakaları yapmamaları icap ettiğini oldukça kere hatırlatmışımdır. Doğal olarak uymadıkları süre onları azarladığım ya da ceza verdiğim zamanlar da olmuştur.

Bir yönetici olarak iş arkadaşlarımın derslerine zamanında girip çıkmalarını, onlardan istediğimiz dokümanları zamanında teslim etmelerini de hep beklemişimdir. Kendileri ya da evlatları rahatsızlandığında, herhangi bir sebeple arayıp mazeretlerini ilettiklerinde biz iyi mi hoşgörü ile yaklaşıyorsak, onlarında bazı mevzularda daha kırılgan davranmalarını beklemişimdir. Aslen bunu mükemmeliyetçilik olarak değerlendirmemek lazım. Her insanın üstüne düşen görevi yerli yerinde yapıyor olması olarak düşünmek daha doğru olacaktır.

Yazacak daha oldukça şey var. Mükemmeliyetçilik ile ilgili bu yazıyı hemen sonra güncellemek suretiyle burada virgül koyuyorum. Görüşmek dileğiyle esen kalınca.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir