ÖYKÜLER

Bir Kalite Masalı

Bir zamanlar ülkenin birinde bir kral ve bir kraliçe yaşarmış. Ülkenin çeşitli yerlerinden gelen insanoğlu sorunlarını saraya taşırlarmış. Öyleki gözükmekteymiş ki, kral ve kraliçenin çözdüğü her probleminin yerine bir yenisi peydah olmaktaymış. Kral ve kraliçe kendilerini ülkenin problemlerine adamış olmalarına karşın ne yazık ki sınırı olan başarılar elde edebili­yorlarmış.

Bunun üstüne hükümdar, ülkenin en bilge kişisini buldurmak için dört bir yana ulaklar salmış. Ülkenin en bilge kişisi sonunda bulunmuş ve saraya ulaştırılıp bir muhafız eşliğinde sarayın geniş koridorlarından geçerken civardaki salonları temizleyen hizmetkarların neşeli şarkılarını duymuş. Sonunda koca ahşap kapılar açılmış ve bilge ile muhafız taht odasına girmişler.

Bilge Sarayda

Bilge, “Kral ve Kraliçeyi selâmlarım. Acaba sizlere iyi mi hizmet edebilirim?” diyerek söze girmiş.

Kraliçe atılıp, “Ey bilge şahıs! Ülkede problemler durmadan artıyor. Her çözdüğümüz soruna karşılık ise iki yeni dert çıkıyor. Acaba ne yapmalıyız?” demiş.

Problemler mı? demiş yaşlı adam. Peki, devamlı arttıklarını nereden bildiğiniz gibi?

Kral atılıp “bir kayıt defteri tutuyoruz” demiş. Bunun üstüne yaşlı adam “Ne tür problemler var peki”? diye sormuş.

Kral “Tarımdan finansmana, ekmek pişirmeden ayakkabı yapımına, ordudan tekstil üretimine her alanda dertlerimiz var” diye özetlemiş.

“Sarayın içinden geçip gelirken büyüklüğü karşısında şaşkınlığa düştüm. Sarayınızın sayısız odası vardır, o şekilde değil mi?” diye sormuş bilge.

“Düzinelerle” demiş Kraliçe. Fakat bunun ne ilgisi var?

“Buralara gelmeyeli fazlaca vakit oldu da; lütfen merakı hoşgörün” diye yanıtlamış yaşlı adam. Bunun üstüne Kral ve Kraliçe anlayış göstermişler.

Ayrıca kral parmağındaki yüzüğü sabırsızlıkla asasına tıklatmaya başlamış. Bilge için için gülerek insanların, önlerine gelen fırsatları değerlendirmek için niçin yeterince sabırlı olamadıklarını düşünmüş.

“Sarayda ilerlerken hizmetkârların odaları temizlediklerini gördüm. Sadece sanırım sarayın tüm odalarını her gün temizleyecek kadar hizmetkarınız yok. O halde hangi odaların temizleneceğine iyi mi karar veriyorsunuz?” diye sormuş yaşlı adam.

“Kolay” diye yanıtlamış Kraliçe. “Daima en büyük ve en kirli odadan başlarız.” Bunun üstüne yaşlı adam, “Peki bunun sebebi nedir?” demiş.

Kraliçe gene atılıp, “Hizmetkârlar böylece büyük bir işi başarmanın hazzını duyuyorlar ve öteki odaların temizliğine yüksek bir moralle girişebiliyorlar” diye yanıt vermiş.

Çözüm ortaklaşa iş ve yardımlaşma

İstediği cevabı alan bilge, “Görüyorsunuz ya Yüce Kral ve Kraliçem, aradığımız yanıt aslına bakarsak en rahat gerçeklerde yatıyor. Şimdi ülkenizi sarayınızmış benzer biçimde, ülke sorunlarını ise odalardaki kirlilik olarak düşünün. Bu durumda, ikinizin ülkenin tüm sorunlarını kendi başınıza çözmeniz mümkün değildir. Ek olarak önünüze konan sorunların gerçekte ülkedeki en büyük dertler olup olmadığını da bilemezsiniz. Katkısını kestiremediğiniz çözümlerle uğraştığınız vakit da hakikaten büyük bir problemi giderdiğiniz vakit duyacağınız tatmini duyamazsınız. Sözünü ettiğim bu iki mevzuyla ilgili karışıklıktan sadece ülkenizdeki en büyük ve en kirli odayı – şu demek oluyor ki en büyük ülke sorununu- bulup üstüne gittiğiniz vakit kurtulursunuz. Öyleki değil mi?” diye konuşmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir