19 Mayis Ataturkun Samsuna Cikisi
EĞİTİM

Anadolu Uyanıyor

Her şey bundan doksan yedi yıl ilkin bir 19 Mayıs sabahı başladı. Desek de aslen, 1881’de, bugünün Mavi Gözlü Dev ‘inin, o günün sarı saçlı, güneş yüzlü bebeğinin dünyaya gözlerini açmasıyla, Selanik’te atıldı mücadelenin ilk tohumları. Küçükken bile verdiği kararlar, sergilediği davranışlar onun büyüyünce “büyük bir kurtarıcı” olacağının göstergesiydi sanki. Seçtiği okul, inandıkları uğruna döktüğü dil, hedefleri yolunda akıttığı ter. Bunların hepsi çokça Mustafa Kemal’di aslına bakarsan. Eğitimcinin Başöğretmeni, askerin Başkomutanı’, Türk gençliğinin Yüce Önder’i, yediden yetmişe hepimizin Ata’sı, Mustafa Kemal Atatürk’ü olacaktı o.

Milletine duyduğu sonsuz sevgi ve itimat, attığı her adım ve almış olduğu kararlar 19 Mayıs 1919’un kaçınılmaz bulunduğunun kanıtı adeta. Arkasında ona inanan koca bir millet, önünde her biri birer karanlık duvar misali bilgisizlik bekçileri vardı fakat her zamanki dimdik duruşuyla milletinin bağımsızlığına odaklanmıştı Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarken. Milletine olan inancıyla birçok ihanete mertçe göğüs gerecek her türlü engeli aşmış, özgürlük ve çağdaşlaşma yolunda en mühim adımı atmıştır bu gün.

Bandırma Vapuru

Bandırma Vapuru, Samsun limanına değil, kurtuluşa demir atmıştır Mayıs’ın 19’unda. Ellerini ovuşturup ağızları= suyunu akıtarak bu verimli topraktan bölmeyi, parçalayıp paylaşmayı planlayan düşman güçleriyle mücadelenin duyuru edilmiş olduğu gündür bu gün. Karanlığa boğulmuş günlerini aydınlatacak bir kıvılcım bekleyen Anadolu insanının yüreğinde umutların yeşermeye başladığı gündür bu gün. Hiçbir kuşatmaya, zulme teslim olmayacağımıza, düşmandan kaçmamak, onu topraklarımızdan kovmak için her türlü zorluğa göğüs gereceğimize, gerektiğinde bunun için kanımızı akıtıp canımızı feda edeceğimize dair söz verdiğimiz, set içtiğimiz gündür bu gün.

Milletin Bağımsızlığı

19 Mayıs 1919. Evet, bu mühim başlangıç Mustafa Kemal için mesleğine, oldukca sevilmiş olduğu üniformasına veda etmesine sebep olabilirdi ve nihayet öyleki de oldu. Sadece küçüklüğünden beri bağımsız ve modern bir yaşamın hayalini kuran bu büyük komutan için hiçbir şey hayallerinin üstünde olamazdı. O güne kadar milletinin menfaatlerini kendi menfaatlerinin önünde tutan Mustafa Kemal, o günden sonrasında bir adım daha ileri giderek “Tutsak yaşamaktansa ölürüz daha iyi.” fikrinin tüm ülkeye yayılmasını ve bu inançla çarpan vatan sevdalısı yüreklerin birleşip tek kuvvet haline gelmesini elde etmiştir. Artık başta kendisi olmak suretiyle hiçbir vatan evladının kişisel çıkarı olmayacaktır. Mustafa Kemal’in tutuşturduğu meşale elden ele dolaşarak tüm yurdu aydınlatana kadar tek yürek halinde bağımsızlık mücadelesi sürdürülecektir

Kuvayı Milliye

Usta Ozan Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanında: “Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu/Ve yıldızlar öyleki ışıltılı, öyleki ferahtılar ki şayak kalpaklı adam/Iyi mi ve nereden geleceğini bilmeden/Güzel, rahat günlere inanıyordu.” derken Mustafa Kemal’in milletine ve onun aydınlık geleceğine olan inancını Kurtuluş Savaşı yıllarından günümüze kadar taşımıştır. Nice şaire, roman ve öykü yazarına esin kaynağı, nice dünya liderin örnek olan Mustafa Kemal arkasında milletinin itimatı ve yanı başlangıcında tabanca arkadaşlarının. Askerlerinin desteğiyle imkansızlıklar içinde verdiği mücadeleden bir an bile vazgeçmemiş, cephelerde düşmanı bozguna uğratarak mühim başarılara imza atmış ve bunu peş peşe gelen zaferlerle taçlandırmıştır.

Mustafa Kemal

Zafere giden yolda büyük acılar yaşanmış, bu uğurda nice koç yiğitler canlarını feda etmişlerdir. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in önderliğinde başlatıldı. Ulusal Savaşım sonrasında bir millet adeta küllerinden tekrardan dünyaya gelmiştir. Milletimizin dirilişi Kuvay-ı Milliye Destanı’na şu satırlarla yansır: “Dağlar aydınlanıyor/Bir yerlerde bir şeyler yanıyor/Gün ağardı ağaracak/Kokusu tütmeye başladı/Anadolu uyanıyor” Ve Bağımsızlık Şairinin: “Bir şarkı isterim zaferden sonrasına dair. Bir ihtimal yarın…” sözlerine ithafen “Ey vatan gözyaşların dinsin, dinin yetiştik bu sebeple biz.” dizeleri düşmüyor bugünlerde dilimden. 23 Nisanların şen evlatları olarak yetiştik bu sebeple biz, 19 Mayısların genç meşaleleri, 29 Ekimlerin yılmaz bekçileri, Cumhuriyet’in emanetçileriyiz bu sebeple biz. Mustafa Kemal’in, Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün gönlünden ve fikrinden doğduk, onun izindeyiz bu sebeple biz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir